Tek Gözlü Köpek ve Brian Eno

boş zaman soruları

yazan. kocabebe

Stefano ile yakınlığım benzerliğimizin sonucu olsa gerek. Belki de o zaman siyah deri ile kaplı mıknatıslı defterime yazdığım yazılarda en cok onu konu almış olmamdan. yazmaya neden başladığımı bile bilmiyordum bugun de bilmiyorum. belki de stefano gibi nöronlar arası bağlarımın pek de sağlam olmayısı eskisinden daha cok huzursuz veriyordur. o zamanlar brian eno dan duymuştum her ay bir defter bitiriyor hepsini büyük beyaz çalışma odasında biriktiryormuş. belki 30 40 defter vardı arkasında. birkaçını gösterdi hepsinin üzerinde sadece ay ve yılı gösteren sayıların son iki hanesi yazılıydı. benimkinde de agustos 23 yazılı.

çok ciddiye almamak lazım fakat aynı roportajda soyle demişti bay Eno ” gençler eğer şansınız varsa ” kamerayla göz teması ve zum ” asla çalışmayın” …

olabilecek en kaliteli hayatı yasadıgımı dusunurdum o zamanlar. sadece kurslara gidiyor boş zamanımda orta yaşlı bir çiftin- ciftin iki değil üç anlamına geldiği istisnai durumlardan biri oldugunu belirtmem gerekir- işlettiği eski fi tarihinden kalma bir kafede zamanımı harcardım . harcamak kulaga ezmek, çarçur etmek hatta sokağa fırlatmak gibi gelse de ben oldukca verimli kullandıgıma ikna idim. Kafeye girip çıkan müdavimleri dinliyor, konuşmalarından anladığım kelimeleri birleştirerek doğru düzgün bir cümleye çevirmeye çalışıyordum. zaten italyanca benim için bundan pek ileriye de gidemedi. Kafeye gelenler 3 e ayrılıyordu. 3 kişilik çiftimiz ve akrabaları, müdavimler ve kafenin itibarını oluşturan işe yaramaz alkolikler. işe yaramamaları alkolik olmalarından kazandıkları bir ünvan değildi, müdavimlerin büyük bir kısmı da alkolikti fakat bu işe yaramaz sefillerin ne yazık ki ikinci bardaktan sonrasını karşılayacak kadar cepleri dolmuyordu.

10 Ekim 2024

Daha fazla hatırlamak istedim, unuttuklarımı da burada hatırlamak istedim. Maria.. çiftimizin demirbaşı Şerefe Kafesi’nin – bar cheers ismi ile anılsa da ingilizce bilmeyen bu üç kişinin bu isimde kolaylıkla ve ortaklaşa bir karar vermeleri düşünülecek gibi değil- herneyse… Evet , Şerefe Kafesinin sahipleri Patron Maria, baba Pasquale ve Pepe. Ahh Tatlı Pepe… Baba Pasquale güneyde biryerlerde doğmuş fakat bunu anlamak için İtalyan olmanıza pek de lüzum yok.Diğerlerinin aksine sadık bir güney askeri gibi diyalektini hiçbir zaman bırakmamış.bir kahve sipariş eden herhangi bir “milanese” ile bar önü sohbetinde Pasquale nin emin ve baskın, biraz ince ses tonuyla -güldüğü zaman hatrı sayılır bir inceliktedir- milanesenin gözlerindeki karmaşa yanyana geldiğinde gerçek bir kontrast oluşturur. Kahvesinin yanında hoş bir sohbetin ikram edilmesini bekleyen adamın beklediğinin aksine neredeyse hiçbir şey anlamadığı ortadadır. Diline olan sadakati ter kokusu asker ruhu yarım aklı iri vücudu ve gerçek bir baba olmasının yanında Pasquale yi çok daha iyi anlatacak tek şey yemek masalarının tam arkasına asılmış olan tablodur.

Published by


Yorum bırakın