schitt,alman kız ve sinek

yazan:kocabebe

David foster Wallace in röportajını dinliyorum. Alman bir gazeteci kızın sesini duyuyorum. Kendini yalniz hissettirmemeyi hedeflemeli güzel sanat diyor kız, bir yerde duymuş. DFW bir şaka yapıyor o an anlaması zor olmuş olmalı, düşüncelerin tamamlanmadığı bir ortam var bir süredir. Kesik kesik cümleler , henüz bir noktalama olmadı 45. Dakikadayim. Sanki hiç nefes almadı ya da hiç nefes vermedi ve tahminimce alman kızı da endişelendiriyor bu durum. Schitt sesini duydum. Öğle saatlerinde yılani oldurseleri izledim. Türkiye’yi sevdiğimi düşündüm. Türkan Şoray rejisorlugunu yapmış başrolünde de oynamış. Kitabını çok severim. Destanin büyüklüğüne genişliğine basitliğine gerçekliğine hayran kalmıştım. Vatandaş olamadım. Sahip olmam gerektiğini düşündüğüm bir etiket olmadı. Intihar etmeden bahsetti DFW. Ters oldu duzelteyim. Orta üst sınıfın çocuklarına verdiği görev -benim de görevim bu idi buyurken- ben en önemli olandim benim mutluluğum herseyden önemli olandi. Uyuşturucuya olan egilimim de bundanmis öyle söylüyor,yalnis gelmiyor. Bu yaşta yüzleşiyor olmak gogusumu yakıyor. Boşluk verdiler bana büyürken ne bir görev ne bir amaç ne bir yön ne bır inanç. Şimdi psikolog gezip birinin bana senin suyun var demesini bekliyorum. O boşluk biraz dolabilsin diye.

Kendini yalniz hissettirmemeyi hedeflemeli güzel sanat diyor kız, bir yerde duymuş. Bosluk doldurmayı bekler ya denedim, ihtimaller arasından çevremde en sık rastladigimi seçtim. Güzel olmak istedim yıllar önce idi bu, çok küçükken fakat bunu basit bir rastlantı ile değil tam da ergenliğin getirdigi çirkinlik ile bunyeme dahil ettim. Babam da 2 3 yil sonra güzellik uğruna ailemizi hadım etmeye karar verdi. Yeni bir arayışa çıktım bilgili olurum dedim o zamanlar da o anlamlı gelmişti. Guzelligin acısı vucudumda yuzumde açtığım yaralarla beni hep takip etti. Babamın öfkesi şimdi yüzümdeki sırtımdaki kalcalarimdaki yaralarda yatiyor. Kronolojik olmaması için uğraşıyorum. Zamanla olan ilişkimi kestim. Dogumum da geç olmuş belki de hiç hesaplayamamisim. Midem bulaniyor bunları anlatirken. Ne kadar sığ ne kadar asagilik olduğumu her saniye DFW kulağıma fısıldıyor. Kendindem nefret etmek bile banal geliyor artık edemiyorum da , midem bulanıyor sadece yüzümü yaralamak istiyorum yüzümü aynalara vura vura kanin sicakliginda bayılmak istiyorum.derimin yanmasindan herkesin basucumda bekleyip bir sonraki kelimelerine kendimi hazırlamaktan yorulmadim uyustum. Ne kendime bakabiliyorum yanımda birileri belirmeden . Evim yok , ne ait olduğum bir dil var. Bir köpeğim bile yok. Sadece utaniyorum varligimdan. Mitolojiyi sevecek gibi oldum bugün 30 35 dakika sonra diğerleri konusmaya başladı pezevenkler..hep haklilar üstüne üstlük. Utanıyorum hem kendimden hem de kendimden 35 dakikadan fazla uzak kalamamaktan

Geçen hafta bir saniyeliğine sineğe dönüştüm, samsadan bağımsız bir konu, şimdi pek bağ kuramiyorum o günlerle ama vardı biliyorum. Bahariyede yuryordum aklımı maybetmekten korktugumu kendimden korktugumu hatirliyorum. Yalnız kaldığım anlarda çevremdeki kalabalığın da etkisi ile yüz kaslarim gevsiyor gozlerim kayacak ve bayılacak gibi oluyor ve bunun olmasını önlemek için vucudumdaki kaslar gerimgerim geriliyordu. Bahariyedeyim sureyyaya yakın ya ilerisi ya biraz gerisi. Dayanmayi bir anligina unutsam aklımi birsey yakalayacak ve kim bilir benimle neler yapacaktı. Bu korku bu şüphe ensemde gözlerimi açık tutmaya çalışıyordum. Kulağıma hisimla bir sinek yaklaştı gözlerimi kapadım aynıanda elimi onu savmak için havaya kaldırdım. Kurduğum savunma mekanizması o an durdu ve bir sineğe dönüştüm. Akılsız bir sinege.

Zaman benim için ileri ver geri olmayı bırakalı çok oldu. Coğrafya bilmem bir vatandas olamadım, dilim yok evim yok bir kopegim bile yok.

oysa ki en önemli ben idim en önemli olan benim mutluluğumdu ama ben akılsız bir sinek oldum.

Published by


Yorum bırakın